Ahmet Tüzün Anıldı, Günümüz Türk Şiiri Çeşitli Yönleriyle Ele Alındı

Antalya 2. Kitap Fuarı’nda TÜYAP tarafından “Ahmet Tüzün’ü Anma Etkinliği: Günümüz Türk Şiiri” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. 17 Şubat 2013 Pazar günü gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Mehmet Mülayim yaptı ve Tüzün’ün Antalya Kitap Fuarı’na katkılarını anlattı. “Ahmet Tüzün yerel güç olarak bize katkı veren insanlardan bir tanesiydi. Bunu gerçekleştirmek için ise, yine, bizim TÜYAP ATSO Fuarı için yapılan komiteye sivil olarak Ahmet’i davet ettik. Ahmet bütün içtenliğiyle, o bütün insancıl sevecenliğiyle inanılmaz katkılarda bulundu.”

“Günümüz Türk Şiiri” başlıklı oturumun moderatörlüğünü yapan Yücel Kayıran, bu başlığı seçme nedenini açıkladı. “Ahmet Tüzün’ün “Günümüz Türk Şiiri”ni yakından izleyen, onu bilen karekteri vardı. Sanırım o nedenle hemen hiç düşünmeden “Günümüz Türk Şiiri” başlığını söyledim. Benim tanık olduğum kadarıyla, hem dergilerden hem de yeni çıkan kitaplardan izliyordu. Ama daha çok yeni ve genç şairlere çok özel bir takibi ve ilgisi vardı. Kendi çabaları da bu yöndedir benim gördüğüm kadarıyla.”

İlk konuşmayı yapan Yaşar Güneş ise,”1970’li yıllara kadar Türk Şiiri’ndeki ana çizgiler Nazım Hikmet çizgisi, Necip Fazıl ve “İkinci Yeni” çizgisinin olduğunu, 80’lerden Türk Şiiri’nde üç ana eğilimin olduğunu bunlardan birisinin “Empirik Özne”, birisi “Aşkın Özne” olduğunu belirtti.” Aşkın Özne” formunu daha çok “ Toplumsalcı Şiir”de ve “Metafizik İslamcı Şiir” oluşumlarında “Aşkın Özne “ anlayışını görmekteyiz. İmgeci şiirde de veya İkinci Yeni Şiir etkisinde gelişen “Günümüz Şiiri”nde ise “Empirik Özne” söz konusu. Aşkın Özne derken neyi kastediyorum. Günümüzde bu bahsettiğim, özne anlayışına, bu forma sahip şiirlerin dışında başka bir şiir oluşumu var mıdır? “Varlıksal Özne” anlayışının “Ontik Özne” anlayışının geliştiğini ve bu şiirin de “Aşkın Özne”ye ve “Empirik Özne”ye mesafeli bir duruş sergilediğini düşünüyorum.”

Oturumun ikinci konuşmacısı Mehmet Can Doğan “Günümüz Türk Şiirinden Bazı Göstergeler” başlıklı bir konuşma yaptı. Günümüz Türk şiirinin sadece yazılmakta olanı değil, geçmişi de güncel tuttuğunu belirten Doğan, hâlihazırdaki şiirin dergilerden izlenebileceğini belirtti. Günümüzde pek çok edebiyat, şiir, kültür ve sanat dergisi yayımlanmakla birlikte en fazla on derginin şiiri taşıyıp yönlendirdiğini söyleyen Doğan, konuşmasını geçen üç ay içinde yirmi dergide yayımlanan şiirler üzerinden sürdürdü. Bu şiirlerdeki bazı göstergeleri örneklerle değerlendiren Doğan; özellikle dil kullanım tercihleri, imge arayışları ve sosyo kültürel eleştiri çabaları gibi göstergeleri yorumladı. Mehmet Can Doğan’ın konuşmasındaki dikkat çekici bir tespit de, günümüz Türk şiirinde üç kuşağın etkin olarak öne çıktığı idi.

Yücel Kayıran ise, geçmişten günümüze yazılan Türk Şiiri üzerine önemli saptamalarda bulundu. “Son onbeş yılda yazılan şiirde İstanbul Türkçesinin düştüğü kanısındayım. Eğer bu şiirleri baz alırsak, İstanbul Türkçesi, dolayısıyla İstanbul Türkçesiyle yazılan bir İstanbul şiiri, İstanbul şehrinin şiiri düşmüş durumda. İkinci Yeni bu bağlamda çok dile getiriliyor ama temelde bir “İkinci Yeni” nefretinin olduğu kanısındayım. Çünkü o dilin seçkinci bir dil şeklinde ötelenmesi ve bugünkü bir taşra dilinin ortaya çıkması söz konusu. İstanbul da zaten artık öyle bir taşra şehrine dönüştü. Bugünkü İstanbul’u anlatan İstanbul Türkçesine dayalı bir şiir dili söz konusu değil. Tabii İstanbul Türkçesi derken neyi kastediyoruz. Yani bağımsız yorumlaya izin vermek istemiyorum. İfade, Ziya Gökalp’e ait. “Türkçülüğün Esasları”nda, Türkiye Türkçesinin İstanbul Türkçesi olması gerektiğini belirtir ve orada gözden kaçan bir ayrıma dikkat çeker. Bu, İstanbul Türkçesi de der, hanımların konuştuğu dil olmalıdır, İstanbul hanımlarının konuştuğu dil. Dolayısıyla bu dili Yahya Kemal’de buluruz, Çamlıbel’de de buluruz. Türk Şiiri hemen hemen bu dil üzerine kurulmuştur. Ahmet Arif bu dile başkaldıran şairlerden biridir. Enver Gökçe bunlardan biridir, Cahit Zarifoğlu bunlardan biridir. Yani hanım dili değil de daha çok haykıran bir erkek sesinin çıktığı bir dil. Bugün de, bu son on yıl örneklerinde daha çok böyle bir erkek dili, haykıran erkek dili, hanım diline karşı veya İstanbul Türkçesine karşı bir erkek dilinin öne çıktığını görüyoruz.”

Kayıran , Ahmet Tüzün’ün kültürel mirasının yaşatılması konusunda ise ”Umarım, Kitap Fuarı Antalya’da devam eder, Ahmet Tüzün’ü Anma Etkinliğinin de değişik alt başlıklar altında bir devamlılığı sağlanır, bu olursa biz konuşmacılar olarak mutlu olacağımızı belirtmek istiyorum.”