Üvercinka’dan Che Guevara’ya


Cemal Süreya, şiirimizin önemli şairlerindendir. “İkinci Yeni”nin önde gelen şairlerinden biri olarak geçer şiirle ilgili kitaplarında. Sadece şiirleriyle değil, düzyazılarıyla da kalıcı yapıtlar bırakmıştır. “Şapkam Dolu Çiçekle” adını taşıyan kitabı, şiir üzerine hiç eskimeyecek düşünceler toplamıdır. “Folklor Şiire Düşman” başlıklı denemesi iyi şiirin, özgün şiirin nasıl olması gerektiğini yansıtır. “Doksandokuz Yüz” adlı kitabında ise spordan edebiyata, politikaya uzanan geniş bir yelpazede tanınmış kişilerin portresini çizer.

Cemal Süreya adına bir şiir Ödülü düzenleniyor. 2010 yılının Ödülü’ne Metin Demirtaş, Evrensel Yayınları’ndan çıkan “Türkülerde Gezer Adları” yapıtıyla değer görüldü. Kişi ya da kurumlar adına konulan ödüllerde, Ödül’ü alan şairin, Ödül’ün adını taşıyan kişi ya da şairle ortak yönlerinin olması, onunla az çok örtüşmesi önemlidir.

Gazetelerde Ödül’le ilgili haberi okuduktan sonra, bu iki şairin benzer yönlerinin ne olduğunu düşündüm ve hiç de az olmadığını gördüm.

Bir şair için en zor ve can sıkıcı durum, birkaç şiirle anılması ve kendisine şu veya bu akım içinde olduğu ve belirli bir şiir anlayışını temsil ettiği yaftasının yapıştırılmasıdır. Cemal Süreya, bu anlayıştan fazlasıyla nasibini almıştır. Daha sonraki şiirleri “İkinci Yeni”yi aşmasına rağmen, o hep ”İkinci Yeni” şairi olarak anılmıştır, anılmaktadır. Şiirleri önemli coğrafyalardan özellikle Mezopotamya ve Kürt kültüründen göndermeler içerirken, imgelerle beslenen ironiyle donatılmışken, sürekli “erotik” özelliği öne çıkarılır. Şiirleri söz konusu olunca sürekli Üvercinka anımsanır nedense.

Metin Demirtaş için de durum farklı değildir. Şiirleri farklı yorumlara olanak verirken, o sadece toplumcu şiir bağlamında değerlendirilmiştir, değerlendiriliyor. Oysa, Demirtaş’ın şiirleri, yoğun bir coğrafya ve edebiyat rehberi niteliği taşır. İç coğrafya denilince Antalya, Kaleiçi, Elmalı, Akçay, Eskişehir gündeme gelir. Dış coğrafyada ise Demirtaş Paris’ten Frankfurt’a Sydney’den Köln’e uzanır. Nazım Hikmet, Enver Gökçe, Ahmed Arif, Paul Eluard, Aragon, Mallarme, Pablo Neruda, Lorca yılların içinden tekrar karşımıza çıkar şiirlerinde.

Onun da genelde tek bir şiiri, “Che Guevara”sı öne çıkarılır, bana göre daha iyi şiirleri olmasına rağmen. Ödüllerin güzelliği ve anlamı burada yatıyor. Değerlerimize dikkat çekme ve onlar üzerine yeniden düşünme olanağı veriyor.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 13 Ocak 2011