Stat


Süper Ligin bitimine iki hafta kaldı. Şampiyon henüz belli değil. Gönlüm, tabii ki, Trabzonspor’dan yana. Hakem odası basan, rakibin en tehlikeli oyuncusunu sahaya çıkmaması için tehdit eden bir takımı tutacak halimiz yok. Trabzonspor’un şampiyonluğu, temiz toplum umutlarımızın sürmesi açısından önemlidir.

Antalyaspor’a gelince. Süper Ligde kalmayı başardık. Ara sezonda 250’ye yakın takım ağırlayan, beş yıldızlı otellerden geçilmeyen bir kentin futbol kulübü böyle mi olmalı?

Kadrosunda, Necati dışında taraftarını tribünlere çekecek isim bulundurmuyor. Şu ana kadar oynadığı 32 maçın 11’ini beraberlikle kapatmış; hiçbir çekiciliği olmayan bir Antalyaspor yaşadık sezon boyunca.

Seyircinin gelmemesi, futbolseverlerin takımları ile ilişkisinin soğumasında sadece sportif sonuçlar etkili değil.

Antalya’nın adam gibi bir stada ihtiyacı var.

Antalyaspor – Bursaspor, Antalyaspor – Beşiktaş, Antalyaspor – Gaziantepspor; bu yıl seyretmeye niyetlendiğim maçlardı. Üçünde de statda yerimi alamadan döndüm. Bursa maçına giderken ve Mardan Stadı önünde yaşadıklarım bana ders olmalıydı. Ne yaparsınız ki, futbol garip bir tutku. Zorluklarına rağmen tribünde olmak istiyorsunuz.

Sonra iki defa daha denedim, içeriye girmem mümkün değildi.

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nı Kayseri’ye kaptırmıştık. Önümüzde, futbolda U-21 (21 yaşaltı) Dünya Şampiyonası bizleri bekliyor.  Maçların yapılacağı kentler arasında Antalya da yer alıyor. Geleceğin dünya yıldızlarını hangi statda ağırlayacağız?

Antalyalı futbolsever takımının maçlarını uygar bir ortamda, rahatça seyretmeyi, büyük futbol organizasyonlarına ev sahipliği yapmayı çoktan hak etmedi mi?

Dünya kenti, lafla olunmuyor ve futbol sadece futbol değildir.

Geçen hafta İzmirli, Karabüklü esnafın gülen yüzünü gördüyseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 11 Mayıs 2011