Rahat Bırakın Bizi


Geçtiğimiz günlerde, yanlış bombalama marifetiyle 35 yurttaşımızı kaybettik. Bu ülkede yaşayan, onunla dertlenen biriyseniz, olanlardan, kaygı ve acı duymamanız mümkün değildir.

12 – 28 yaşları arasındaki insanlar geçim kaygısı nedeniyle, nasıl, tehlikeleri göze alıp yollara düşerler? Üzüntülerimize, acılarımıza bu sorular da eklenir.

Kendinizle kalmak, olup biteni anlamaya çalışmak istersiniz. İçinizde açılan o kuytuluğa sığınmaktır tek derdiniz.

Ancak, rahat bırakmazlar sizi. Kaybettiklerimiz bu ülkenin çocukları değilmiş, aileleri yokmuş gibi davranılır onların ardından. Ortak bir tasa, duruş yaratmak, sergilemek yerine siyasetin hırsıyla parselleriz ve örteriz onların ölümlerini.

Sadece bununla yetinmeyiz. Yazılı ve görsel basının seçtiği dil de kırar sizi. Ölenlerin, doğduğu, büyüdüğü yer anılmaz bile. Yapay, soyut bir düşman yaratılır. “Kuzey Irak’ta yapılan operasyon sırasında” gibi garip bir söylem yerleştirilmeye çalışılır.

Bir “ulusal yas” ilan ederek, sevinçlerimizi, hüzünlerimizi neden paylaşamayız?

Oysa, uzun süredir yitirdiğimiz bazı insanlık durumlarına yeniden dönmek için bir vesile olur bu tür kötü olaylar.

Sınırları başkaları tarafından çizilen, yapaylaştırılan hüzünlenmeyi, sevinmeyi başkalarının acılarına ortak olmayı yeniden hatırlatır belki bizlere.

Bu değerler, aynı zamanda “eşit, ortak yurttaşlık” demektir.

Bu ülkede “onlar”, ”bizler” ayrımından rahatsız olan ve barışı isteyen azımsanmayacak insan bulunuyor. Bırakalım, politikacılar bizim anlamakta zorlandığımız dilleriyle ve hırslarıyla istediklerini söylesinler. Biz kendi duygularımız ve vicdanımızla baş başa kalalım yeter.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 12 Ocak 2012