Nasıl Okutulmalı?


Kasım ayına girince, kitap dünyasında bir heyecan başlar. Çünkü bu aydan başlayarak Nisan sonuna kadar bizleri kitap fuarları beklemektedir. 12 Kasım Cumartesi günü başlayacak olan Tüyap İstanbul Kitap Fuarı ilk durağımız olacak. Bu fuarı İzmir’deki, Bursa ve Adana’daki fuarlar takip edecek. Yazarlar, yayın dünyasının önemli isimleri imza günleri düzenleyecekler, yeni kitapları okurlarıyla buluşturacaklar. Tüm bu çabalar özveriyle gerçekleşiyor. Çünkü insanımızın kitapla ilişkisi hiç de iç açıcı değil.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin geleneksel olarak hazırladığı yıllık raporu yayınlandı. 2010 yılının değerlendirildiği çalışmada verilen bilgiler, sayılar bizleri karamsarlığa götürecek türden. Ülkemizde sorun kitap yayıncılığında değil, kitabın alıcı bulmasında. Raporda yer alan bilgilere göre Türkiye’de başta Edebiyat, Felsefe, Tarih olmak üzere yaklaşık 40 farklı türde kitap yayınlanıyor. Ancak, bu yayın çeşitliliğine rağmen okumaya olan ilgi aynı boyutta değil.

Araştırmaya göre, ülkemizde bir kişiye yılda dört ile altı kitap düşüyor. Bu sayı İsveç’te, Almanya ve Fransa’da 40, Japonya’da ise 50.

Kitap alanların nasıl etkilendiği konusu da ilginç sonuçlar veriyor. Kitap alırken % 70’i basında çıkan haberlerden etkilenip, seçimini yapıyor. % 10’u arkadaş tavsiyesiyle hareket ediyor. Okuma serüveninde yazarını belirlemiş olanların, hangi türü okuyacağını bilenlerin sayısı ise sadece % 4. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin, raporda sorduğu can alıcı sorulardan biri de, kitabın insanların yaşamında tüketim olarak ne kadar yer tuttuğuydu. İnsanımızın, temel tüketim ihtiyaçları arasında kitap 82.ci sırada yer alıyor.  Buradan yola çıkarak Türkiye’nin genel sıralamasına gidilmiş. Birçok dünya ülkeleri arasında 132.ci sıradayız. Bizimle birlikte hangi ülkelerin sıralandığını söylemek bile istemiyorum. “Özel günlerde hediye olarak kitap almayı düşünür müsünüz?” sorusuna sadece % 4’lük bir kesim olumlu yanıt vermiş.

Türkiye’de, evinde düzenli kütüphane bulunduranların sayısı ise %3 geçmiyor. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin raporunda başka ilginç veriler de yer alıyor. Ancak, çalışmadan çıkaracağımız sonuç, insanımızın kitabı, okumayı bir gereksinim olarak görmemesidir.

Korkarım gelecek yıllarda kitap okuru sayısı daha da azalacak. Belki kitap da artık iletişim ve bilişim alanındaki gelişmelere yenik düşecek.

Yoksa, edebiyatın elektronik ortama taşınması, bazı edebiyat eleştirmenlerinin savladığı gibi, “ demokratikleşme” anlamına mı geliyor?

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 3 Kasım 2011