Hoşgörü


Hasan Kıyafet ve eşi, yıllarını bu ülkenin demokrasi mücadelesine vermiş, çevrelerinde olup bitenlere kayıtsız kalmamış duyarlı insanlardır. İkisinin de, çocuk kitapları dahil, edebiyat alanında ortaya koydukları ürünleri vardır. Salih Mercanoğlu ise yıllardır kendi kuytuluğunda şiirler yazan ve şiir çevrelerince ismi bilinen, yazdıkları takip edilen bir şairdir.

Bu üç insan, Kepez bölgesinde bir okula yapıtlarını öğrencilerle paylaşmak üzere çağrılıyorlar. Etkinliğin başlamasından kısa bir süre sonra okula Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yetkililer geliyor. Kimlik tespiti yapmak istiyorlar. Kıyafet ailesine, Mercanoğlu’na bazı sorular yöneltiyorlar. Ayrıntıları, Nuri Erkal, 18 Mayıs tarihli Hürses Gazetesi’nde yazdı. Hangi çağda yaşıyoruz, bu nasıl bir anlayıştır? Eksik işlem varsa bunu tamamlatırsın. Öğrencilere korku salmak, bir yazar aileye, şaire suç işlemiş gibi davranmak ne oluyor?

Bu olayın üzerinden bir kaç gün geçmişken, Antalya tehdit nedeniyle önemli bir sanat olayından mahrum bırakıldı. Tiyatro Festivali kapsamında yer alan İsrailli Cameri Tiyatrosu’nun, “Kalbimi Titret” adlı oyunu programdan kaldırıldı. Güvenlik gerekçesiyle İsrailli sanatçılar ülkelerine dönmek zorunda kaldılar.

Akdeniz Dayanışma Platformu adlı oluşum, İsrailli tiyatrocular kenti terk etmelerine rağmen,  Haşim İşcan Kültür Merkez’i önünde tekbir getirerek tiyatro topluluğunu protesto etmişler. İnsani Yardım Vakfı Antalya temsilcisi Mehmet Yıldırım ise Cameri Tiyatrosu’nun, Antalya’yı terk etmesinden duydukları mutluluğu dile getirmiş. Bunlar demokratik tepkilerdir.

İsrail’in yıllardır koca bir ulusu yok saymasına, şiddet ve baskı uygulamasına elbette kayıtsız kalamayız. Ancak, demokratik tepkilerin ötesine geçmek, başkalarının bir sanat yapıtını seyretme özgürlüğünü tehditle elinden almak kabul edilecek bir durum değildir.

Ayrıca, oyunu seyretmek isteyenler arasında Filistin davasına destek verenlerin çoğunlukta olduğuna inanıyorum.

Neden, demokrasi, hoşgörü kültürünü yerleştiremiyoruz? Farklı kültürlerin, düşüncelerin bir arada yaşayabileceklerine inanmıyoruz.

Umut var mı? Başbakan’ın bir heykeli “ucube“ diye tanımladığı, sanat yapıtlarının buldozerle yerle bir edildiği, görüşleri beğenilmediği için ressamların cadde ortasında bıçaklandığı, Diyanet İşleri Başkanı’nın açıklamasıyla, sergilerden fotoğraf yapıtlarını kaldıran korkak sosyal demokrat belediyelerin olduğu bir ülkede bu sorunun yanıtı zor olmasa gerek.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 26 Mayıs 2011