Doğru Bir Adım


1997 yılında, Antalya Kültür Sanat Vakfı’nda Genel Sanat Danışmanlığı görevini üstlendiğimde, düşüncelerimden biri de, Caz Etkinlikleri düzenlemekti. Kısa bir süre sonra kolları sıvadık.

O dönem, İstanbul Kültür Sanat Vakfı Genel Müdürü olan Görgün Taner’le görüştük. Taner, çeşitli isimler verdikten sonra, Füsun Levet’i önerdi. Levet, Kuşadası’nda, Caz Bar işletiyordu ve birçok caz etkinliklerine katkı koymuştu. Görüştük. İki gün sonra Antalya’daydı. Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun Paris’ten arkadaşı olması işimizi kolaylaştırmıştı.

İki cazseverin buluşması, her zaman heyecan verir, açılımcı olur. Bizde kısa sürede programı hazırladık. Tuna Ötenel, Kamil Erdem üçlüsü, Kerem Görsev, Kim Parker Üçlüsü, Sean Gourley, Dixi Topluluğu ( Sokak Cazcıları) şimdi hatırladığım katılımcılardı. 8-15 Kasım 1998 tarihleri arasında düzenlediğimiz “ Caz Günleri “ ilgi topladı, konserler coşku ile takip edildi.

2002 yılında Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun yapılması yönünde gösterdiği çabalarla, “Antalya Caz Günleri”nin 2, gerçekleşti. Başta Sibel köse olmak üzere Caz’ın önemli isimleri konuk oldu Antalya’da 10 – 17 Haziran 2002 tarihleri arasında.

Geçtiğimiz Pazar günü, 21 Haziranda başlayan “ Antalya Caz Festivali” sona erdi. Bu olumlu girişimle ilgili bazı yapıcı eleştiriler yerinde olacaktır.

Daha önce düzenlediğimiz iki etkinlik de bir hafta sürmesine rağmen, “Festival” sözcüğünü kullanmaktan kaçındık. Çünkü, dünyada ve ülkemizdeki Caz Festivallerine baktığımızda, ilk 3-4 yıl, “Caz Günleri” , “Caz Buluşması” adı altında düzenlendiklerini görüyoruz.

Kaldı ki, Dünya Festivaller Birliği “ Festivali” bir haftadan fazla süren ve bir konu, sanatçı ağırlıklı etkinlikler bütünü olarak tanımlıyor. Üç – dört gün süren etkinlikler, bu tanıma göre, “Festival” değildir.

Gelecek yıllarda etkinliğin inandırıcı olması, iyi sanatçıların katılımı açısından önemlidir bu nokta. Sürenin bir haftaya, on güne yayılması doğru olacaktır.

Bir başka konu ise, etkinliğin tarihinin yeniden gözden geçirilmesidir. Haziran ayı, ülkemizde müzik festivallerinin, Caz Etkinliklerinin yoğun olduğu dönemdir. Mayıs’ta başlayan yoğunluk, Eylül ayına kadar sürer. Afyon Caz Festivali yeni bitti, İstanbul ve İzmir Müzik Festivalleri devam ediyor, Aspendos Opera ve Bale Festivali bitmek üzere.  1 Temmuz Cuma günü ise İstanbul Caz Festivali başlıyor, onun ardından Eylül ayında bizi Akbank Caz Festivali Bekliyor.

Bu yoğunluk ve yukarıda andığım festivallerin kurumlaşmış olmaları nedeniyle “Antalya Caz Festivali” ulusal basında yeterince yer almadı. Alması için, Caz üzerine yazan, ilgi alanı Caz olan ve radyolarda Caz programları hazırlayan Sevin Okyay, Hülya Tunççağ, Sedat Ergin, Yavuz Baydar gibi isimlerin davet edilmesi yerinde olacaktır. Sadece Türkiye’nin değil, yurtdışındaki cazseverler arasında saygın bir yere sahip olan “Jazz Dergisi”ni de unutmamak gerekir. Etkinlik programı yapılırken, Caz’ın ve cazseverlerin ruhu göz önüne alınmalıdır. Yapılacak ayın hava koşulları el verdiğince konserler, açılış ve kapanış dışında ağırlıklı oranda açık havada gerçekleştirilmelidir. Açılış günü, şehrin farklı yerlerinde Sokak Cazcılarının çalması, kapanışın ise tüm katılımcıların hünerlerini gösterdiği, doğaçlama müzik yaptıkları “Jam Sesion” la noktalamaları Caz’ın geleneğinde yer alır.

“Caz Günleri” , “Caz Buluşması” ya da “Caz Festivali” ; ismi ne olursa olsun, Antalya sabırla çalışılırsa, Caz’ın yeni buluşma noktalarından biri olabilir. Adının doğru konulması, tarihinin yeniden saptanması, programın zenginleştirilmesi, konserlerin açık hava mekanlarına taşınması, tanıtımın iyi yapılması, aşılmayacak sorunlar değildir. Başta Sibel Köse olmak üzere şehri yeniden Cazla buluşturanlara teşekkürler.

Belki, gelecek yıllarda Aydın Esen, Ayşe Tütüncü, İlhan Erşahin, Baki Duyarlar gibi ustaların yanı sıra genç Cazcıları da dinleme olanağı yakalar Antalyalılar.

Bu bağlamda Ferit Odman’ın,  Alp Ersönmez ve Ayşe Gencer’in isimleri geliyor aklıma.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 30 Haziran 2011