Demre ve Çayağzı


Geçtiğimiz haftalarda yolumuz Demre’ye düştü. Oraya gitmişken, Çayağzı’na uğramadan olmazdı. Ancak, karşılaştığımız görüntü hiç de hoş değildi.

Eski limanı, Andriake’yi  geride bırakıp Çayağzı’na doğru yol alırken sizi berbat bir koku karşılıyor. Nasıl olmasın ki?

Etraf pislik içerisinde.  Çayağzı’nın güzel bir sahili vardı. Daha dört beş yıl öncesine kadar yürüyüş yapılır, gönül rahatlığıyla denize girilirdi. Şimdi ise adeta bir çöplüğe dönüşmüş. Pet şişesinden, kola ve konserve kutularına kadar, ne isterseniz bulabilirsiniz sahilde.

Doğaya ve çevremize karşı bu kadar hoyratça davranabilmemiz anlaşılır gibi değil. Japonya ve Van’da yaşadıklarımız bize hiç ders olmamış. Bizler, doğanın sunduğu nimetlerin sonsuz olduğunu düşünüyoruz. Ancak, birgün geliyor doğa acımasızca intikamını alıyor. Çayağzı’nda da aynısı olacaktır. Burada, anlaşılmayan nokta Demre Belediyesi’nin duyarsız davranışıdır. Belediye, Çayağzı’nı gözden çıkarmış gibi görünüyor. Çayağzı’nda işletmesi bulunanların söyledikleri bunu doğruluyor. Onlara göre, Belediye Çayağzı’na ilgisiz kalırken, aynı zamanda, “benim olanaklarım yetersiz” anlayışını yerleştirmek istiyor. Demreliler arasında, “ burayı özel sektör alsın” görüşü hakim olmaya başlamış.

Yıllar önce, Sülüklü’nün imara açılması, otel yapılması söz konusuydu. Antalya’daki sivil toplum örgütleri duyarlı davranmış ve bu girişim engellenmişti.

Acaba bugün de aynı duyarlılığı gösterecek gücümüz var mı?

Demre,  sadece, Noel Baba Kilisesi’nden, Kaya Mezarlıkları’ndan ve onların sağladığı gelirlerden ibaret değildir. Büyüdükçe, geliştikçe başka sorunlar da gündeme geliyor.

Demre’de bulunan seraların yarattığı çevre kirliliği, çarpık yapılaşma çözüm bekliyor.

Zaman akıp geçiyor.

Bakarsınız doğanın bize sundukları birgün elimizden kayıp gider. Çayağzı’nda, Uzun Ali’nin orada denize bakarak çay içmek sadece anılarda kalır.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 26 Ocak 2012