Demokrasi Sınavı


Kısa bir süre önce Karaalioğlu Parkı’na yerleştirildi Nazım Hikmet Heykeli. “Akdeniz’e bir kısarak başı gibi uzanan” dizelerinin sahibi şimdi bir Akdeniz kentinde kendisine yer buldu. Mehmet Aksoy’un çalışması onu bizlere sürekli hatırlatacak.

Nazım Hikmet Heykeli aynı zamanda kentimiz için demokrasi sınavı anlamına geliyor. Niye mi? Antalya daha önce sanatsal yapıtların yaşatılması ve korunması ile ilgili kötü sınavlar verdi.1973- 1980 yılları arasında, Selahattin Tonguç döneminde düzenlenen ve adı “Sanat Festivali” olan etkinlikte ortaya konulan sanat yapıtları birer birer yok edildi. Geçtiğimiz günlerde bir sergi açılışı için Antalya’ya gelen Çağdaş Türk Resminin önemli isimlerinden Yusuf Taktak’ın söyledikleri çarpıcıydı. “Mezbaha duvarına otuzbeş metrelik bir resim yapmıştım. Benim resmimde daha sonra kapatıldı.” Kapatılan ve yok edilen sadece Taktak’ın yapıtları değildi. Aklıma hemen Orhan Taylan’ın, Belediye İşhanı’nın duvarına yaptığı “Prometheus” resmi geliyor.

O dönem ve sonrasında hem Antalya’da hem de ülke genelinde sanat yapıtlarının uğradığı şiddet ve saldırı hoşgörüsüzlüğün örnekleridir. Bu hoşgörüsüzlüğün yaşanmadığını göstermek, toplumsal gelişme yolunda ilerleme sağlandığını göstermek için Nazım Hikmet Heykeli iyi bir olanak sunuyor bizlere.

Yarın, başka bir dünya görüşüne, anlayışına sahip yerel yönetimler Antalya’nın başına geçtiğinde o heykel rahat bırakılacak, yerinde kalacak mı? En önemlisi de olası bir kaldırma girişiminde Antalyalılar yeterince tepki verecek mi?

Dileyelim, bunlara gerek kalmaz, Nazım Hikmet rahat bırakılır, bizlerle olmaya devam eder.

Rasih Kaplan

Antalya’da adı verilmiş bir cadde var. Giray Ercenk’in çabalarıyla heykeli yapıldı. Ancak, onu tanımak ve tanıtmak için bu çabalar yeterli olmadı. Bazen, caddenin bulunduğu Çallı bölgesinde oturanlara Rasih Kaplan kimdir diye sorduğumda yeterli doğru yanıtı aldığımı söyleyemem. Oysa Rasih Kaplan, Mustafa Kemal’in yeni bir ulus kurma çabalarında en yakınında olmuş bir isimdir. Kurtuluş savaşı sırasında Hindistan’ın yaptığı yardımı almaya giden ve son kuruşuna kadar Mustafa Kemal’e teslim eden Rasih Kaplan’dı. Mustafa Kemal’in kafasında şekillendirdiği devlet biçimini ilk anlayan ve Birinci Meclis’te herkesten önce bunu açıklayan da oydu. Antalya’nın Birinci Meclis’de ilk Milletvekili olma onurunu taşıdı. Hayata veda ettiğinde cebinden bir kuruş bile çıkmayan

ve yaşamını dürüstlük içerisinde sürdüren de Rasih Kaplan’dı. Hayrettin Kalkandele kendi çabalarıyla tarih araştırmalarına girmiş bir yazardır. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın ve Antalya Mülkiyeliler Birliği Şubesi’nin desteğiyle bir Rasih Kaplan kitabı ortaya çıkarmış. Rasih Kaplan’ın doğumundan yaşama veda ediş sürecine kadar geçen zamanı ve verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Kitabın elbette eksik yönleri ve yöntem açısından tartışılması gereken noktaları var. Belki, Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü’ndeki arkadaşlar Rasih Kaplan’ı tekrar değerlendirirler ve bilimsel bir tarih yöntemiyle ele alırlar.

Biz şimdilik Kalkandelen’in kitabını önermekle yetinelim.

Hayrettin Kalkandelen: “Rasih Kaplan, Bir Milli Mücadele Kahramanı”/Antalya/Mülkiyeliler Birliği Şubesi Yayınları, 2002

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 17 Haziran 2010