Bellek


Bundan yaklaşık üç dört hafta önce Istanbul’da anlamlı bir tören vardı. Cemal Süreya’nın, Kadıköy’de son dönemlerini geçirdiği eve plaket konuldu. Plakette, “Cemal Süreya Bu evde Yaşamıştır” ibaresi yer alırken, aynı zamanda, Süreya ile ilgili bilgiler de aktırılıyor. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın bir önceki Başkanı Enver Ercan’ın çabaları böylece sonuç vermiş oldu, Cemal Süreya kent belleğine kazandırıldı.

Başta, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın bülteni olmak üzere, konuyla ilgili haberleri okurken, Antalya’nın yetiştirmiş olduğu, ya da yaşamının bir bölümünü bu kentte geçirmiş olan nice değerler gözümün önünden geçip gitti.

Ancak, Antalya’da doğduklarına, yaşadıklarına dair günümüze taşınabilecek, geleceğe aktarılabilecek hemen hemen hiç bir şey yok. Ahmet Hamdi Tanpınar, Rauf Mutluay, Cavit Orhan Tütengil, Erdal Öz, Duran Yılmaz, Osman Polat, İsmail Baha Sürelsan, Cenk Koyuncu, Mustafa Yalçın, Cemil Köksal, Selami Yılmaz, Emre Alpago ve tabii ki Baki Süha Ediboğlu, Macit Selekler, ürettikleri sanat alanları gözetilmeksizin aklıma gelen isimlerden bazıları.

Söyler misiniz, Antalya’nın köklü ailelerinden olan ve kentimizin elli altmış yıl öncesini şiirlerine sığdıran Baki Süha Ediboğlu’nun Kaleiçi’ndeki yıkılmaya yüz tutmuş evinin önünden geçerken, içiniz hiç sızlamıyor mu? Diğer bir şair, Macit Selekler’in evi nerede, bilen var mı? Tanpınar, Mutluay, Tütengil Antalya’nın hangi semtinde yaşadılar.

Kentin düşünce, kültür, sanat ortamına katkıda bulunmuş insanların yaşadıkları mekanlar geniş bir çalışmayla tespit edilip kendileriyle ilgili bilgilerin sunulduğu bir plaketle kent belleğine kazandırılamaz mı?

Kentlilik bilinci, yaşadığımız yerle ilgili sorunların birlikte aşılmasında azımsanmayacak katkılar sağlar.

Bunun bir parçası, o kentin yetiştirdiği ya da bir süreliğine kucak açtığı değerleri bugünlere ve yarınlara aktarmaktır.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 28 Temmuz 2011