Başka Antalya da Var


Son dönemde gazetelerde sıkça Rus ve Alman turistlere ilişkin haberler yayımlanıyor. Bu haberlere göre Antalya, Rus turistler için “Tatil cenneti”; Alman turistler ise kentimizi “Ucuz tatil yeri” olarak görüyor. İki yaklaşımın ardında yatan, kentin sadece tatil, eğlence olanakları sunduğu şeklindeki anlayıştır. Bu anlayışa göre Antalya güneş, kum ve denizden oluşuyor, mevsimlik bir kenttir.

Ancak bu kenti farklı algılayan güneş, kum ve deniz dışında da gören insanlar var. Onlar, Antalya’nın böyle görülmesinden rahatsızdır. Çünkü başta Antalya olmak üzere, bu bölge birçok uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve şimdilerde onların üzerinde oturmaktadır.  Bu mirası yok sayarak, Rus ve Alman turistlerin cenneti olarak algılanmak kabul edilecek bir durum değildir.

Haziran ayında,  Antalya’ya,  Almanya’nın önemli seyahat dergisi “Merian”dan bir gazeteci gelmişti. O’na kenti Hüseyin Çimrin gezdirdi, Antalya hakkında bilgiler verdi. Gazeteci, sadece tarihsel ve turistik boyutta kalmak istemediğini, Antalya’da kültür-sanat yaşamını da merak ettiğini belirtince Çimrin benimle temas kurmasını sağladı.

Buluştuğumuzda, söyledikleri üzüntü vericiydi.

Dergide, Antalya’ya gideceğini söylediğinde, meslektaşlarından bazıları, “ne yapacaksın o aptal kentte, orada sadece eğlence ve tüketim var” şeklinde tepki göstermişler.

Kentteki kültür – sanat yaşamını, barındırdığı sanat kurumlarını, düzenlenen etkinlikleri kendisine anlatınca, şaşırdı. Bunlar, “tatile gelenlere ve yurtdışında neden yeterince tanıtılmıyor” diye sordu.

Bilgi vermekle yetinmedim, başta Fikret Otyam olmak üzere bazı plastik sanatçıların atölyelerine gittik. ANSAN’da, yazar, şair arkadaşlarla görüşme olanağı buldu.

Antalya’yı bir başka boyutuyla tanımış oldu.

Bizim sıkıntımız, var olan birikimimizi, düzenlediğimiz etkinlikleri kent dışına taşıyamamak, kurumlaşma yolunda doğru adımlar atamamaktır.

2 yıl sonra 50. yılını kutlayacak olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, 18.si düzenlenen Aspendos Opera ve Bale Festivali’nin yurt dışında yeterince tanınmaması, bir türlü uluslararası boyuta gelememeleri bunun en güzel örneği değil mi?

Kültür- sanatla uğraşanlar, büyük boyutlu düşünmezlerse, “ben yaparım – ben bilirim” anlayışıyla hareket ederlerse Antalya kendi içine kapalı etkinliklerin ötesine geçemez.  Oysa bu kent bugüne getirdiği uygarlık birikimiyle bunu hiç hak etmiyor.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 26 Ağustos 2011