Adrasan, Sülüklü, Çayağzı


Geçen haftalarda okuduğum bir haber beni 1991 yılına geri götürdü. Gazetelerde, Demre’nin en güzel sahillerinden Sülüklü’nün turizme açılacağı yer almıştı. Tepki gecikmedi. Antalya’da bulunan Sivil Toplum Örgütleri bir araya geldi, Sülüklü’de eylem düzenledi. Etkili de oldu. Geri adım atıldı. Orayı yatırıma açma niyetinde olanlar işlerinin kolay olmadığını anladılar. Planlarını rafa kaldırdılar.

Ancak son dönemde ortalık da dolaşan haberler sadece Sülüklü’nün değil Adrasan’ın da yatırımlara açılacağı yönünde. Zaten o güzel yer şimdilerde keşfedilmiş olmanın şaşkınlığını yaşıyor. Daha fazlasını kaldıramaz ve yazık olur. Adrasan’la ilk olarak 2005 yılında tanıştım. O zaman kalacak eli yüzü düzgün tek bir pansiyon vardı. Yasemin Hanım adlı Almanya’dan dönmüş bir bayan işletiyordu. Ancak,  Yasemin Hanım en fazla 2 yıl dayanabildi gelişmelere. Daha önce dile getirdiği endişelerinin hepsi  gerçekleşti. Adrasan’da yoğun bir betonlaşma çabaları, insan ilişkilerinde bozulma yaşanıyor. O da tekrar Almanya’ya döndü.

Bozulan sadece ilişkiler değil. Deniz kirliliği, alt yapı eksikliği Adrasan’da belirgin bir biçimde görülüyor. Oynanmak istenen oyun burada da tekrarlanıyor. Önce bölge tanıtılıyor, ilgi odağı haline geliyor, ardından alt yapı sorunları başlıyor. Ancak, bu sorunlar o mevcut Belediye tarafından çözülemeyecek boyutlara ulaşıyor. O zaman, halkta şikayetler başlıyor ve turizme, özel sektöre açılması istekleri ağır basıyor. Zannediliyor ki, yatırımcılar oraya gelirse alt yapı sorunları çözülecek, yaşam daha kolaylaşacak.

Sülüklü’de de durum farklı değil. Sahil boyunca kurulan derme çatma çadırlar, ilkel biçimde hizmet vermeye çalışan balık lokantaları burada kötü bir görüntü veriyor. Üstelik deniz ve çevre kirliliği de kendisini hemen gösteriyor. Demre’nin en güzel koylarından biri olan ve yazın yatçıların uğrak yeri haline gelen Çayağzı’nda da aynı şeyler yaşanıyor. Bir akşamüstü sahilde yürümeniz mümkün değil. Denizden gelen lağım kokusu ve denize bırakılan çöpler, kasabanın foseptiği tam bir doğa katliamı. Buna bir de yazın pisliğin getirdiği sivrisinek istilasını eklemek gerekiyor. Güzelim Demre’de Çayağzı’nda yazın sahilde yürümeniz mümkün değil. Bırakılan pet şişeler, şişe artıkları, poşetler sizin Çayağzı’nda yürümenizi olanaksız kılıyor. 1991 yılından bu yana 20 yıl geçti. Bu 20 yıl içerisinde sivil toplum örgütlenmesi, tepki gösterilmesi konusunda geriye mi gittik yoksa ilerleme mi kaydettik? Bu konuda Adrasan’ın, Sülüklü’nün, Çayağzı’nın geleceğine ortak olmak, yatırımlara açılmasını önlemek bizler için bir sınav olmalıdır. Antalya’da ki sivil toplum örgütleri, başta Türkiye Tabiatı Koruma Derneği olmak üzere ortak bir eyleme geçemezler mi? Adrasan’da, o güzelim sahili kapatan 5 yıldızlı oteller, Sülüklü’de denizi hoyratça kullanacak yatırımcılar, Çayağzı’nda yatlarından çöplerini, atıklarını istedikleri gibi atan kişiler istemiyoruz.

Adrasan’a, Sülüklü’ye, Çayağzı’na, dokunma!

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 10 Mart 2011