2 Temmuz Antalya, Ankara


Son günlerde içimizi acıtan kayıplar ard arda geldi. Füsun Akatlı da yok artık aramızda. Dil Tarih’teyken bir çok arkadaşım gibi Felsefe Bölümü’nde  verdiği derslerini kaçırmazdım. Bize bilgi yığıntısı sunmazdı. Edebiyat, Plastik Sanatlar ve başka alanların felsefeyle ilişkisini kurardı.

Türkiye’de eleştirinin yeterince gelişmediğini söylerdi. Eleştirel -  deneme kavramına karşı çıkardı. Eleştirinin somut sonuçlara yönelik olduğunu, denemenin ise bir konuya ilgi uyandırmayı amaçladığını vurgulardı.

Son yıllarda edebiyatımızda iyice yerleşen izlenimci eleştiriye de karşı çıkıyordu. Eleştiri konusunda söylediği en önemli nokta ise hangi eleştiri biçimini seçseniz de kendinize ait bir yöntemin olması gerektiğiydi.

Adnan Benk’den,  Berna Moran’dan sonra Türk Edebiyatı önemli bir eleştirmenini kaybetti.

Füsun Akatlı, iki defa da Altın Portakal Şiir Ödülü Seçici Kurulu’nda yer aldı. Yattığı yer ışıl ışıl olsun.

Tedavi gördüğüm Hacettepe Hastanesi’ndeki odamdan dışarıya bakarken aklıma düştü bu satırlar. Buradan, Ankara’nın en eski yerleşim merkezi Altındağ’ı ve eski Ankara evlerini görebiliyorum. Çoğu şimdi yenileniyor.  Kim bilir,  belki  Celal Hafifbilek’’in “1920 Ankara” romanında bahsettiği yerler buraları olmalı.  Celal Abi, çocukluğunu  bu evlerden birinde  geçirmiş olmalı.

Doktorlar gelip gidiyor. Bazılarıyla konuştuğumda  kitap okuyup okumadıklarını,  sanata ilgi duyup duymadıklarını soruyorum. Aldığım yanıtlar  olumsuz.

02 Temmuz’da yitirdiğimiz değerlerden Behçet Aysan bir hekim değil miydi? Bir cerrah olan Mustafa Şerif Onaran aynı zamanda bir edebiyatçı değil mi? Yakın çevremizden de örnekler verebiliriz.  Hasan Şişli, Haldun Çağlayan, Fuat Kıvran, Taha Karaman doktorluklarının yanı sıra edebiyatla, sanatla uğraşmıyorlar mı?

1993 yılında Nazım Hikmet şiiri üzerine düzenlediğimiz bir etkinliğe çağırdığımız Metin Altıok’la yaşadıklarım tekrar gözümün önünden geçti. Sabah onu garda karşıladıktan sonra Karaalioğlu Parkı’nda saatlerce yürüyüşümüzü ve şiir üzerine konuşmamızı unutamıyorum.

Gelinen nokta ve yaşadığımız kıyımlar 12 Eylül’ün sonuçları. Bakalım bu güzel ülke onun yarattığı duyarsız, düzeysiz ortamdan nasıl çıkacak.

Ahmet Tüzün

Cumhuriyet Akdeniz - 10 Temmuz 2010